Rep Puanı: 10
Rep Derecesi :

Bu Kadar...
Bu sabah herşey daha bir koyuyor sanki, herşey daha da bir fazla sanki...
Düşünmektesin yine, acımaktasın şimdi, ağrımakta kalbin, dayanamamakta artık bu son yüküne.
Taşımamakta artık ayakların son girdiğin yolda seni, görememekte gözlerin artık puslu sabahında en yakınını, seni bile...
Yine çok içilmiş bir günün sabahı. Hani, vardır ya öyle zamanlar, sarhoşluğunla olduğun kadar varsındır, yakınlık mesafelerinin içtiğin miktarla ölçüldüğü akşamlar.
Muhabbetin sınırlarının alkolün limitiyle aşık attığı akşamlardan bahsediyorum işte. Hani, pisliklere katlanmanı her yudumla daha da kolaylaştıran, insanlarla uzaklığını her kadehle daha da bir kıran akşamlar...
İçtiğin kadarla varsındır öyle akşamlarda, çünkü öncesinde yoksundur zaten, var olmadığın her zamanın acısını çıkartacak kadar dibine vurursun kadehlerin, içersin çünkü umrunda olanları tekrar tekrar yutarsın, her yudumun farklı bir kişi olur sende, her yudumun farklı bir acı, içine akan bir sıvıdan çok kaybedilmiş zamanların olur, karşı koyulması için çok geç zamanların...
Öncesinde dayanamadığın herşeye boyun eğecek kadar rahatlamışsındır artık; damarlarında, her adımında uyuşukluk veren damlaların varlığıyla beraber, hem sinersin en karanlık köşene hem de kabaracak gibi olur, patlayıp aynı uyuşuklukla isyan bayrağını çekersin herkese.Kaparsın gözlerini sonra...
Kusmak istersin ama midendekilerden dolayı değil,içindeki fazlalıkları atmak istersin bir hamlede, sanki mümkünmüş gibi. Hani bir klozete eğilip, hepsini kusup üstüne de sifonu çekmek kadar kolaylaşsın istersin, düşününce o anki rahatlamayı hissedersin bile. Kalabalık o girdapla yok olurken sende arkalarından bakıp çekersin elini sifondan ve gülümsersin son kez olacağnı bile bile...
Yeniden açarsın gözlerini sonunda ve yüzleşirsin sarhoşluğunla en beklemediğin anda. Yadırgarsın önce bir, bakarsın etrafına gözlerinin kırparak öyle ya algılaması zor bir anda,ama hemen başlarsın alışmaya.Eh düşününce zaten de zorundasın sen buna! Kalabalığın içindesindir yeniden, zira geyik muhabbet gırla gider, ama, dışındasındır da aynı zamanda. Tek bir şey dışında yine her şey yabancı sana, biliyorsun işte zaten de onu aradığın için değil misin burda?
Damarlarından akarken her bir damlası, içinde her mesafesini hissedersin uzaklığını sımsıcak bir dokunuşun, her adımını duyarsın senden uzaklaşırken. Ama yapamazsın hiçbir şey, yapmak istemezsin çünkü...
...seversin o duyguyu hem, hem de nefret edersin. Biliyorum kolay değil eski alışkanlıkların terki. O soğuklukta ürpermek, diken diken olması her bir duygunun, hoşuna gider. Dedim ya kolay değil bırakılıp gidilimiyor kolay kolay...
Yine sarıldın birisine, yine elin birinin elinde, KAHRETSİN!
Lanetler okursun kendine ama bilirsin aynı zamanda, ertesi güne yok kimse.
Yani aynı tas aynı terane yine, sınırlar kimin aklının köşesinde? Hudutlarının çizgilerini de gittikçe körleşen, ucu git gide donuklaşan, tıpkı gözlerin gibi, bir kalemle çizersin o akşamlarda yine, kalem gider gider gider...
Karanlık çöküverir birden, hatırlamazsın sonrasını.
N'olmuştu? En son yanımda ki kimdi? Kimdi en son bana sarılan? Elimi avucunda ısıtıp sonra da dudaklarıyla dudaklarımı yakan? Neresiydi ki en son düştüğüm yer?
Çok çok sıcaktı,çok sıkıydı, beni sarıp sarmalamıştı hatırlıyorum bak bunu,cehennem miydi yoksa?
Yoksa....
Ansızın açıverirsin gözlerini, yüzünü yakan gün ışığıyla.
Hayır hayır... Yanılmışım, yanında duran ve sana bakan bir çift çakmak gözün alevleriyle yanarken açarsın gözlerini. Alevler zorlar gözkapaklarını, o an tekmelersin ruhunun sürgülü kapılarını, o an erirsin kaybolursun içlerinde işte bilirsin.
Bilir misin gerçekten?
Anımsamazsın hiçbir şey, düne dair, öncesine dair.
Anımsamak istemezsin aslında, çünkü korkarsın kim olduğundan o an, ne olduğundan. İşte! Tam o an yerin dibine girmekle o kollara geri dönmek arasında öyle bir savaş patlar ki içinde....
En sonunda kayıtsızca uzanırsın yanına, en klasiğinden bir de sigara yakarsın belki de.
Soru mu? Soru yok! Adettendir ölü cevaplar üzerine sorular sıkışır kalır içimizde, eh, bunu da bilirsin ya neyse işte...Tek nefes, pat! Duman dışarı...
İşte o an içindeki tüm kelimelerde dökülüverir o dumanla, yıllarca mahkum ettiklerin senelerin intikamını alırlar senden, atarlar kendilerini dışarı bir daha dönmemek üzere, o zaman iyice hissedersin acizliğini işte.
Birşey söylemeden, son nefesine kadar sigaranın, izlersin kelimelerinin dansını, özgürlüklerine kavuşmalarına özenerek belkide, iç geçirirsin, el sallarsın son bir kez onlara.
Son nefesten sonra atarsın artık içi boşalmış, sadece zehri kalmış izmaritini,yere bakarsın ve yine gülümsersin tanıdık geliyordur bu da sana,bu kadar boş, bu kadar zehirli... Neyse...
Kelimelerin gitmiştir ya,sende gitmelisindir artık. Bakarsın bir oraya bir buraya, tek bir yer dışında her yer alanındır o an senin, bir çift gözün dışında kalan her yer mübahtır sana. Onların eşliğinde şaşkın şaşkın hazırlanır.
Yorgun argın, ama beklemeden çıkar gidersin o odadan ...
Temiz havayı çekersin içine başlarsın düşünmeye yeniden, evet bu da zor olacak, bu da acıtacak belki, ardından dikilmesi gereken bir parçam daha olacak.
Belki bu seferki biraz daha büyük olacak, bu seferki biraz daha fazla kanatacak belki ama olsun! Olacak işte, eninde sonunda bu yara da kapanacak, biliyorsun! Tıpkı öncesinde olduğu gibi, söylediği tek şey aklında kalacak çünkü...
Bu geceden kimsenin haberi olmayacak!!!!
|